18 Ocak 2011 Salı

Aşı günü!!

Ah bu aşı günleri yokmu, her seferinde Elif kadar acı çekiyorum. 3. aşımızı bugün olduk, ama neyseki ilk seferde olduğu kadar ağlamadı. Belki şurubun etkisidir, doktorun odasından çıkar çıkmaz ağlamaktan vazgeçti. Üstünü giydirirken de ses çıkarmadı, çok usluydu nazar değmesin. Eve dönerken "bakfiets" in içinde uyuyakaldı, ben tipik Hollanda yağmurundan ıslanırken...

Her aşı sonrası olduğu gibi bu sefer de biraz keyifsiz, halsizdi Elif.  Ateşi çıkmasından korktum ama çok şükür şimdiye kadar olmadı. Uyku problemini çözdükten sonra kucağımda uyutmamaya özen gösteriyorum Elif'i ama aşı günleri istisna oluyor tabi. Ona moral vermek, iyi hissetmesini sağlamak için bugün kucağımda uyuttum hep. Tabi yarın eski düzenimize geri dönüyoruz; Elif kreşe, ben okula, babamız konferansta...

7700 gram 66 cm olmuş benim meleğim. Kilo alımı biraz yavaşlamış, zaten artık süt yetiştirmekte çok zorlanıyorum. Psikolojikmidir bilmem ama aç kurtlar gibi yemezsem eğer sütüm azalıyor ve o gün çok stresli geçiyor. Elif tam 4 ay 1 haftalık, 1 ay 3 hafta daha sabredersem eğer artık normal insanlar gibi yemek yemeğe başlayabilirim. Böylelikle Elif 6 ay sadece anne sütüyle beslenen benim için çok önemli olan o şanslı bebeklerden olacak, ne mutlu bana...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Babam ve Ben

Malum kız çocukları babalarına çok düşkün olurlar. Hamileyken Elif'in babasını benden daha çok sevmesi durumunda kıskançlık krizlerine girermiyim acaba diye düşünürdüm. Belki etkilendiğim içindir bilmiyorum ama Elif'in doğduğundan beri babasına farklı baktığını düşünüyorum. Kıskanıyormuyum? hayır, hatta hoşuma bile gidiyor.

Baba kız haftada bir günü başbaşa geçiriyorlar. Elif hanım benden sıkıldığında babasına gülücükler atıyor kendisiyle oynasın diye, başarıyorda. Bazen benimle uyumak istemediğinde, direndiğinde babasıyla kolayca uyuyabiliyor. Kıskanıyormuyum? yine hayır. Umarım hep böyle devam ederler, Elif büyüdüğünde arkadaş gibi olurlar.
Sizi seviyorum bitanelerim...

7 Ocak 2011 Cuma

Elif Kreşte

Haftada 2 gün olan kreş maceramız başladı bu hafta. Ben hariç herkes alıştı bu duruma.. Elif hanım evdeki haline göre çok daha kolay uykuya dalıyormuş orda, yani umarım öyledir kamera sistemleride yok zaten, ne derlerse inanmak zorundayız.
Hislerimi yazmak istemiyordum aslında buraya çünkü olayları dramatikleştirme kraliçesi oldum çıktım son zamanlarda!.. Elif'i bırakırken ağlamaklı durumlar, her 2 saatte bir yanına gitmeler... Mustafa beni civcivini koruyan tavuklara benzetiyor, beni kızdırmak istediğinde (yada gevşetmek diyelim) "gotgotgot" sesleri çıkarıp :) ortami yumuşatmayı başarıyor.
Hissettiğim tam olarak kalp çarpıntısı. Ofiste yerimde duramıyorum Elif kreşteyken. Saate bakıyorum sürekli ve zaman bir türlü geçmek bilmiyor. Buraya geldiğimden beri hiç bu kadar hızlı bisiklet kullanmamıştım mesela. O hızla bisiklet kullanıp kreşe vardığımda karşılaştığım sevimli manzara işte burda :)



Umarım yakın bir zamanda kreşe alışırım ve ikimiz içinde büyük bir rahatlama olur.